BURUN ESTETİĞİ (RİNOPLASTİ)

Filed under:Uncategorized — posted by on September 19, 2007 @ 5:27 pm

Rinoplasti olarak isimlendirilen bu cerrahi işlemde amaç burun şekil bozukluğunu düzeltmektir. Burun içinde nefes almaya engel oluşturan kemik eğrilikleri (deviasyon) ameliyatı ile birlikte yapılması mümkündür.

Çoğunlukla burun küçültmek olarak bilinen rinoplasti de bazen burunu büyültmekte amaçlanır.

AMELİYATIMI KİME YAPTIRMALIYIM?

Bu ameliyatı kulak, burun, boğaz uzmanı mı yoksa plastik cerrah mı yapmalı? Burun estetik ameliyatı yüz estetiği (Fasial Plastik) branşının bir ameliyatıdır. Amerikan Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Cemiyeti üyelerinin (American Academy of Facial Plastic and Reconstructive Surgery) %60 ını Kulak Burun Boğaz uzmanları oluşturmaktadır.

Kulak burun boğaz uzmanı bir baş boyun cerrahıdır. Temel eğitiminde burun cerrahisi olan tek branş KBB uzmanlığıdır. Fasial plastik cerrahi KBB uzmanlığının bir yan dalı olarak bütün dünyada hızla yaygınlaşmaktadır. Fasial plastik cerrahi ile ilgilenen bir KBB uzmanı bu sorunuzu en ideal biçimde çözümleyecektir. Ancak hekiminizi seçme konusunda en doğru kararı yine hasta verir..

AMELİYAT ÖNCESİ GÖRÜŞME

Doktorla görüşmeden önce burnunuzla ilgili tüm problemlerinizi belirlemeniz faydalı olacaktır. Nefes almanız, burun akıntısı olup olmadığı, geniz ardına akıntı ve baş ağrısı olup olmadığını belirlemeniz bu ameliyatla birlikte bu problemlerin çözümünü mümkün hale getirecektir. Burun şekil sorunlarınızı ve nelerin düzeltilip nelerin düzeltilemeyeceğini doktorunuzla mutlaka tartışın.

Ameliyat sonrası beklentilerinizin olabilirliği doktorunuz tarafından ifade edilecektir. Ameliyat sonrası hayal kırıklığından kurtulmanın yolu bu dönemi iyi değerlendirmek ile mümkündür. Bu ameliyatta doktorunuzla birlikte davranmanız hem sizi hem doktorunuzu rahatlatacaktır.

Yardımlaşma tüm ameliyat döneminizi zevkli bir uğraşı haline dönüştürecektir Farklı beklentiler daha yolun başında doktorunuzla sizi karşı karşıya getirecektir. Sizin için çok büyük kusurlar cerrahi olarak basit bir işlemle düzeltilebilirken çok küçük bir ayrıntı bazen zor bir cerrahi ile ancak düzeltilebilmektedir. En iyi, iyinin düşmanı olarak hatırlanmalıdır.

AMELİYATIN AMACI NEDİR?

Burun estetiğinde amaç yüzünüze en uygun burunu yapmaktır. Bu cerrahi işlem şüphesiz mevcut kumaşla yapılacaktır Yani sizin cildinizin kalınlığı, mevcut kıkırdakların inceliği ve formu yara iyileşmeniz ve daha önce geçirdiğiniz burun ameliyatları başarı oranını belirler. Amaç yüzünüze ilgisiz bir burun yapmak değildir. Bu nedenle tek başına en güzel burunu yapmak sorunları çözmeyecektir.

Yüzünüze en uygun burunu yapmak en başarılı sonuç olarak kabul edilir. Burunun bazı yerleri küçültülürken bazı yerlerinin büyültülmesi ile yüzde iyi görünen burun sağlanmaya çalışılır. Burun deliklerinin aşırı görünmediği, diri, kemik çatının kaybedilmediği ve ameliyatlı olduğu izleniminin saklanması önemlidir.

AMELİYAT VE SONRASI

Burun estetik ameliyatları dünyada en çok yapılan estetik amaçlı ameliyatlardır. Ameliyat süresi 1-1.5 saati aşmamaktadır. Ancak özel durumlarda bu süre daha uzun olabilmektedir. Ameliyat sonrası morluk ve şişlik eskiden uygulanan cerrahi tekniklere göre çok daha az oranda görülmektedir. Burun içinde bir gün kalacak tampon yada nefes almanıza engel olmayacak özel bir sünger ve burun dışını saran minik bir alçı ile uyanacaksınız.

Ameliyat sonrası genellikle korkulduğu gibi ağrılı geçmemektedir. Basit ağrı kesicilerle bu dönem oldukça rahat geçecektir. Bir gün sonra burun içi boşaltılacak, nefes almanız normale dönecektir. Aşırı sıcak olmayan bir mekanda başınız hafif yukarda yada oturur durumda istirahat etmeniz önerilir. Burun ameliyatlarından sonra her rastladığınız insan size farklı yorumlar yapacaktır. Bu zevklerin değişik olması yanı sıra eski burnunuzun iyi bilinmemesi ile ilgilidir. Burununuz ile ilgili yorumu bu konunun uzmanları bile ancak eski burunu göz önüne alarak yapabilmektedir. Zaman içinde burnunuzla ilgili değişiklikleri doktorunuzla birlikte takip etmeniz en uygun yol olacaktır.

BURUN ESTETİĞİ SONRASI DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Burun üzerindeki alçı 7-10 gün arasında kalacaktır. Islanmaması gerekmektedir. Terleme ile bu alçının gevşeyeceğini düşünerek aşın sıcak yerlerde bulunmamanız gerekmektedir.

Dişlerinizi ilk 10 gün çok dikkatli fırçalamanız gerekmektedir. Özellikle ön dişlerinizi fırçalarken dikkat etmeniz gerekecektir. Fırçanızın yumuşak olması önemlidir.

Ameliyat sonrası aşırı fiziksel aktiviteden uzak durun.

Burnunuzdaki sargılar kalkıncaya kadar banyo yapılmaması ve buharlı ortamda bulunulmaması.

Bir hafta boyunca aşırı yüz hareketleri ve gülmekten kaçınınız.

Ameliyatı takip eden 20 gün boyunca boğazlı kazak veya dar boyunlu giysiler giyilmemesi.

Yüzünüze ve burnunuza 3 hafta süreyle sert bir şekilde dokunmayınız.

Operasyonu takip eden 6 hafta boyunca aşırı güneş ışığından uzak durunuz. Aşırı sıcak burnunuzda şişmeye neden olacaktır.

Burun ameliyatlarından sonra göz altlarında ve yüzde şişme olabilmektedir. Eski ameliyat tekniklerine göre bu duruma çok daha az oranda rastlanmaktadır. Bu şişlikler 1-2 hafta içinde geçecektir.

Doktorunuzun verdiği ilaçlar dışında ilaç almayın.

Ameliyat sonrası 5 gün kontak lens takılmaması.

16 hafta boyunca her türlü gözlük kullanılmaması daha sonraki dönemde hafif bir çerçeve kullanılması.

Burnunuz açıldıktan sonra burun cildini sıvı sabun veya özel losyonlarla temizleyiniz. Bantlarınız alındıktan sonra makyaj yapabilirsiniz.

BOTOX (BOTOKS)

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:27 pm

Botox (Botoks = Botulinum toksini), Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir toksindir. Botox, sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelleyip, sinirler ile sinirlerin ulaştığı organlar arasındaki iletimi durdurarak etkisini gösterir.

Sinir iletiminin durması, sinirin ulaştığı organın işlevlerinin azalmasını ya da tamamen kaybolmasını sağlar. Botox’un etki mekanizmasından tıpta birçok alanda yararlanılmaktadır. Plastik cerrahi alanında ise genellikle mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki çizgilenmeleri azaltmak ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacı ile kullanılır.

Mimik kaslarının yıllar boyunca çalışması, üzerini örten deri üzerindeki kıvrımları belirgin hale getirir ve böylece yüzdeki dinamik çizgilenmeler ortaya çıkar. En sık ortaya çıkan dinamik çizgiler, alın, kaşlar arası, göz kenarları ve ağız çevresinde görülür.

Alın ve göz kenarlarındaki çizgiler kişiye daha yaşlı bir görünüm, kaşlar arasındaki çizgiler ise kişiye çatık kaşlı, kızgın bir bakış ifadesi verir. Mimik kaslarına botox uygulanarak bu kasların hareketleri zayıflatılabilir, kas hareketlerindeki azalma, üzerindeki derinin, kas hareketleri ile katlanmasını ve katlanmaya bağlı çizgilenmeyi de azaltır. Bu şekilde yaşlı ve kızgın olarak görünen yüz ifadesinde de belirgin bir düzelme sağlanır.

Botox, ter bezlerine uygulandığında, ter bezleri ile sinir uçları arasındaki iletim de durdurularak ter bezlerinin çalışması azaltılabilir. Vücudun en çok terleyen bölgeleri, avuç içleri ve koltuk altı bölgesidir. Aşırı terleme ve buna bağlı ter kokusu şikayeti olan kişilerin terleyen bölgelerine botox uygulandığında şikayetlerinde düzelme sağlanır.

Botox, injeksiyon şeklinde uygulanır ve ağrılı bir işlem değildir, injeksiyon anında hafif bir ağrı hissedilebilir. Mimik kaslarının hareketlerinde azalma istendiğinde mimik kaslarının içine, terleme şikayetinin azalması istendiğinde deri içine injeksiyon yapılır. Botox’un etkisi injeksiyonu takiben ilk hafta içinde ortaya çıkar ve etki süresi 3-9 ay olmakla beraber ortalama 6 aydır.

Botox, etkisini yitirdiğinde uygulama tekrarlanabilir. 2 yıl boyunca düzenli olarak botox uygulanan kişiler uygulamaya aynı düzende devam ettiklerinde kaslarında belirgin bir zayıflama ve buna bağlı yüz ifadesinde değişim olabilir. Bu nedenle uygulamaların 2. yıldan sonra daha uzun aralıklarla yapılmasında yarar vardır.

Botox’un sağlık üzerine ciddi bir yan etkisi yoktur. Uygulama sonrası geçici bir şişlik, morarma, nadiren de geçici olarak göz kapağında düşüklük yapabilir. Botox’un gebelik ve emzirme döneminde zararlı bir etkisinin olup olmadığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle gebelik ve emzirme döneminde botox uygulamalarının yapılmaması önerilir. Sinir-kas sistemine ait hastalığı olan kişilerde (Eaton-Lambert sendromu, myastenia gravis gibi) uygulanmamalıdır.

VİTAMİNLER GÜZELLİK İKSİRİ

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:27 pm

Meyve ve sebze suları, içerdiği vitaminler, minerallerden dolayı sağlıklı ve zinde olmamızda, güzelleşmemizde önemli rol oynarlar. Lifli maddeler, mineraller ve flavonoide kanseri, kalp damar hastalıklarını önler.

İçerdikleri vitaminlerle birlikte saç, tırnak, cilt şikayetlerini ortadan kaldırır. Adaleler ve sinirler örneğin kalsiyumdan vazgeçmezler, fosfor enerji depolar. Potasyum hücrelere besin maddeleri sağlar ve demir olmadan oksijen vücudun her yerine ulaşamaz.

İyot guatrı önler. A vitamini görmeyi kuvvetlendirir. B vitamini sinirler için önemlidir, C vitamini vücudun direncini kuvvetlendirir.

• Elma suyu: Potasyum, magnezyum, kalsiyum ve K vitamini içerir. Bağırsakları düzeltir, cildi temizler.

• Ananas suyu: Bol miktarda kalsiyum, magnezyum, iyot ve demir vardır.

• Ahududu suyu: C vitamini ve demir yönünden zengindir. Göz çevresindeki çizgileri kaybettirir.

• Muz suyu: Tam bir sağlık kaynağı. Potasyum, magnezyum ve demirin yanı sıra bol miktarda B vitamini içerir. Adaleleri kuvvetlendirir.

• Kayısı suyu: Karotin bombasıdır. Bol miktarda mineral ve vitaminlerle tanınır.

• Kiraz suyu: Sağlıklı yapan içerdiği kalsiyum, potasyum ve karotin.

• Portakal suyu: Kalsiyum, magnezyum ve C vitamini deposu. Dolaşım rahatlar , cilt pembeleşir.

• Üzüm suyu: Potasyum, kalsiyum ve fosfor içerir.

• Çilek suyu: İçindeki potasyum vücuttaki fazla suyu alır, daha zayıf görünmemizi sağlar.

• Rezene - salatalık suyu: Kramp çözücüdür. 4 tatlı kaşığı rezene ile hazırlayacağınız çaya 1 litre sıcak su döküp 5 dakika bekletin. Şekerle tatlandırın. İçine 2 ufak salatalık rendeleyin, kıyılmış dereotu katın ve soğuk olarak için.

• Pancar suyu: Kan yapar.

• Yeşil üzüm - muz kokteyli: 250 gram üzümle 2 adet muzu püre yapın. 1 limonun suyunu ve 3 / 4 litre soğuk sütü katın. Şeker ve vanilyayla tatlandırın. Bu karışım hazmı kolaylaştırır.

• Kavun - kereviz suyu: Kuvvet verir. Kuşbaşı kestiğiniz kerevizi çekirdekleri çıkarılmış kavunla karıştırıp, balla tatlandırın.

• Kereviz suyu: Kalsiyumu, kemik ve adaleye doping yapar.

• Multivitamin suyu: Elma ve portakal suyu karışımı. Çoğu zaman muz ve üzüm suyu da ilave edilir. Ve bir bardak vitamin bombası günlük vitamin ihtiyacının üçte birini kaplar.

İster sebze, ister meyve suyu olsun, bunların suları sıkılır sıkılmaz içilmelidir. Aksi halde vitaminler ışığa ve havaya karşı hassas olduklarından hemen yok olurlar.

VARİS SICAK HAVAYI SEVER!

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:25 pm

Hem görüntü hem de sağlık açısından kadınların bitmeyen derdi olan varis, yaz aylarında daha da büyük bir sorun haline geliyor.

Prof. Dr. Bozkurt, yaz sıcaklarında damarların genişlediğine dikkat çekiyor ve uyarıyor: Güneşten ve saunadan uzak durun.

Yaz sıcakları ile birlikte damarların geniÅŸlediÄŸine ve varis ÅŸikayetlerinin arttığına dikkat çeken İstanbul Üniversitesi CerrahpaÅŸa Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. KürÅŸat Bozkurt, Türkiye’- deki 5 milyon varisliyi uyararak alınabilecek önlemleri sizler için açıkladı.

* Varis nedir?
Varis; bacaktaki toplardamarların genişlemesi, uzaması ve büklümlü hale gelmesidir. Günlük hayatta küçük ve dışa doğru çıkıntı yapmış damarlara da varis denir. Çapı 1 milimetre olan toplardamar genişlemeleri ise kılcal varis olarak adlandırılıyor. Bu kadar küçük damarlar bile altta yatan bir toplardamar probleminin belirtisi olabilir.

* Ülkemizde görülme sıklığı nedir?
Ülkemizde saÄŸlıklı istatistikler bulunmadığından sıklığını bilmiyoruz. Ancak Batı toplumunda 35 yaÅŸ civarında bireylerde yüzde 20 oranında varis vardır. YaÅŸlanma ile beraber bu sıklık artmakta ve 60 yaşın üzerindekilerde yüzde n0′a kadar çıkar. Kılcal varisler çok daha sıktır ve kadınlarda erkeklerden daha çok görülür. Ülkemiz bilindiÄŸi gibi oldukça genç bir nüfusa sahip. Bu nedenle varisin toplumumuzda en az yüzde 10 oranında olduÄŸu tahmin edilirse bunun 5-7 milyon bireyi rahatsız ettiÄŸi söylenebilir.

* Yüksek topuklu ayakkabı varis oluşumunda etkili mi?
Aslında varisin oluÅŸma nedeni tam olarak bilinmemektedir ancak uzun süre ayakta duran bireylerde damar içinde basınç çok yükselir bu yüksek basınç hem damar duvarına hem kapakçığa zarar verir. Bu negatif etki yıllar içinde birikerek artar. Kadınlar için en büyük risk yüksek ve ince topuklu ayakkabılardır. YaÅŸlanma ile birlikte varis çok artar. 70 yaÅŸ civarında olan kadın ve erkeklerin yüzde 70′inde deÄŸiÅŸik düzeylerde varis saptadık.

* Genetik geçiş var mı?
Varis gelişmesinde ailesel bir yatkınlık söz konusudur ve önemli bir kısmında aile bireylerinde de varis vardır. Bir çalışmada anne veya babasında varis bulunan bireylerde varis gelişme olasılığının yüzde 89 olduğu belirlendi. Bu oran yalnızca anne veya babasında olanlarda yüzde n7 iken ailesinde varis olmayan kişilerde ise yüzde 20 tespit edildi.

* Varis kanamaya yol açar mı?
Evet cilde çok yakın olan varisler küçük bir sürtünme ile kanayabilir. Kanama çok şiddetli olabilir. Burada yapılması gereken tek şey kanamanın üzerine baskı uygulamak ve hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmaktır. Hastane uzakta ise bir elastik bandaj ile kanayan alan sarılabilir.

* Modern etkenler nelerdir?
Uzun süre ayakta durarak veya oturarak çalışmak, spor yapmamak, aşırı kilo, çok seyahat etmek, (uçakta, otobüste uzun süre hareketsiz oturmak) sıcak su ile banyo, güneşlenme, sıcak kumda uzun süre yatma şekillerinden biriyle sıcağa aşırı maruz kalmak, karaciğer hastalıkları ve derin toplardamar tıkanıklıklarıdır.

* Korunma önlemleri neler?
Varis çorapları hastalıktan korunmada önlem olabilir. Hafif, orta, yüksek ve çok yüksek basınç uygulayan varis çorapları mevcuttur. Korunma amacıyla hafif basınçlı çoraplar yeterlidir. Ancak varisleri ve şişliği olan hastalar daha yüksek basınç basınçlı çorapları giymelidir. Varis çorabı pek çok kişi tarafından yanlış kullanılmaktadır. Varis çorabı hastanın toplardamarlarının en boş olduğu aşamada giyilmelidir. Öncelikle hasta yatağa yatmalı ve bacağını 5-10 dakika yukarı kaldırmalıdır. Ardından varis çorabını giymelidir. Gün içinde ayakta kaldığı süre içinde varis çorabı ile dolaşmalıdır. Gece yatarken giyilmesi gerekli değildir.

* Yanlız bacaklarda mı olur?
Hayır. Vücudun her yerindeki damarlar genişleyebilir. Örneğin erkeklerde üreme organının etrafındaki toplardamarlarda genişleme olabilir ve bu kısırlık dahil olmak üzere değişik sorunlar yaratabilir. Kadınlarda vajina etrafındaki damarların genişlemesi nadir değildir. Çok sık görülen hemoroid (basur) hastalığı aslında bir varis türüdür.

* Variste ilaç etkili olur mu?
Tedavi gerekliliği ve tipi hastaya göre değişir. Genç bir bayanda görüntü bozukluğuna yol açan küçük bir varis tedavi edilebileceği gibi, yaşlı hastalarda daha yaygın varisler yaşam boyu izlenebilir. İleri derece varisler; özellikle bacakta şişme, ciltte renk değişikliği ve yara varsa mutlaka tedavi edilmelidir. Burada vurgulanması gereken varisin öldürücü bir hastalık olmadığıdır. Varis, önemsenmesi gereken ciddi bir hastalık. Ancak varis nedeniyle bacak kesilmez. Beyne ve kalbe pıhtı gitmez.

KALP KRİZİNDE KADIN

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:24 pm

Kalp krizinde kadın hastaneye erkekten 1.5 saat geç gidiyor.Kalp krizi haberlerinin kahramanları hep erkeklerdir. Oysa;

Türkiye’de 1.2 milyon kadın koroner kalp hastası ve her yıl 10 bin kadın bu yüzden yaşamını yitiriyor. Araştırmalar, toplumdaki yanlış izlenim nedeniyle kalp krizi belirtisi yaşayan kadınların, erkeklere göre, hastaneye 1.5 saat geç başvurduğunu gösteriyor. Ayrıca Türkiye’de kadınlar Avrupa’dakilere göre bu sorunla daha erken karşılaşıyor.

Kalp krizinin erkeklere özgü bir hastalık olduÄŸu düşüncesi, kayıt altına alınan hastaların çoÄŸunluÄŸunun erkek olmasından kaynaklanıyor. Türkiye’de bu konudaki iki büyük araÅŸtırmada, kalp krizi geçirenlerin yaklaşık yüzde 80’inin erkek, yüzde 20’sinin kadın olduÄŸu görüldü. Halbuki kadınlardaki kalp krizi erkeklerden farklı. Erkeklerde kriz genellikle tipik bulgularla ortaya çıkıyor: Göğüs ortasına yerleÅŸen, sırta, her iki kola, boyuna, omuzlara ve mideye doÄŸru yayılan ÅŸiddetli bir aÄŸrı, baskı ya da yanma. Kadınlar bu konuda bir anlamda “ÅŸanssız”. Çünkü kalp krizi geçiren kadınların sadece yarısı, erkeklerdeki belirtileri yaşıyor. Kadınlardaki baÅŸlıca belirti, ansızın baÅŸlayan nefes darlığı. Yine birden baÅŸlayan, o güne kadar alışık olunmayan hazımsızlık duygusuyla bulantı-kusma, bayılma, aşırı halsizlik diÄŸer belirtiler. Türk Kardiyoloji DerneÄŸi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zeki Öngen, belirtiler farklı olduÄŸu için kriz geçiren kadın ve yakınlarının durumun ciddiyetini geç kavradıklarını söylüyor: “Nefes darlığı belirtisini üst solunum yolu enfeksiyonu sanıyorlar. Hastaneye gidiÅŸ gecikiyor.” Öngen, o nedenle kadınların bu belirtilere karşı dikkatli olmaları gerektiÄŸini söylüyor: “Diyabet (ÅŸeker) hastalığı, tansiyon ve kolesterol yüksekliÄŸi bulunan, 55 yaşının üstünde ya da erken yaÅŸta menopoza girmiÅŸ, sigara içen kadınlar bu belirtilerin birden bire ortaya çıkmasını hafife almamalı. Kalp krizinde dakikaların bile büyük önemi varken…”

ERKEK 55, KADIN 65 YAŞTA RİSKLİ

Kadın-erkek arasında kalp ve damar hastalıklarının başlangıcı açısından en önemli fark yaş. Kadınlarda belirtilerin ortaya çıkma yaşı erkeklere göre 10 yıl daha geç. Türkiye’deki araştırmalara göre kalp krizi geçiren erkeklerin yaş ortalaması 55, kadınların 65. 75 yaşına kadar olan kalp krizi vakalarında, erkeklerin sayısı belirgin olarak fazla. Ancak 75 yaşın üstündeki vakalarda kadınların oranı erkeklere göre 7-8 kat çok. Bu arada damar yatağı tıkanması sonucu ortaya çıkan kalp krizlerinin yüzde 80’ini de erkekler geçiriyor.

MAHŞERİN 4 ATLISI

Türk kadını, kalp krizi sorunuyla Avrupalı kadından ortalama 5 yaş daha erken karşılaşıyor. Bunun 4 temel nedeni var:

ERKEN MENOPOZ: Vücutta üretilen östrojen, kalp ve damar hastalıklarından koruyor. Menopozla bu avantaj bitiyor. Türkiye’de kadınlar ortalama 47 yaşında menopoza giriyor.

FAZLA KİLO: Kilo artışıyla, kan yağlarının dağılımı değişiyor ve yüksek tansiyon oluşuyor. Türkiye’deki her 10 kadından 7’sinde kilo fazlalığı var.

HAREKETSİZLİK: Türk kadınlarında egzersiz yapma alışkanlığı, yok denecek kadar az. Düzenli egzersiz yapan, kadın sayısı yüzde 5’in altında.

SİGARA: Türkiye’de her 10 kadından 4’ü sigara içiyor.

CİLDİNİZDEKİ KIRIŞIKLIKLARA KARŞI VİTAMİNLER

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:21 pm

Yapılan bazı çalışmalar kollagen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini de gündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar C Vitamininin, vücudumuzdaki bağ doku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rolü oynadığını göstermiştir.

Kollagen de bu dokunun bir elemanıdır. Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitaminin oluşturduğu düşünülmektedir.

Günlük hayatımızda besinlerimiz ile C Vitamini almaktayız. Bu vitamin suda eriyebilen vitaminler gurubundandır. Asit yapıdadır, kimyasal ismi Askorbik asittir. Yani sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçer, ve vücudun her noktasına taşınır. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alırlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılır. Sıklıkla yediğimiz, taze sebze ve meyveler C vitamini için iyi bir kaynaktır.

Günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozu 300 - 500 mg. dır. Sigara kullanan kişilerin ihtiyacı daha yüksektir. Fazla miktarda C vitamini alınması halinde idrar yolu ile atılır bir zararı yoktur. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir.

Erişkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliği oluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerine bir etki sağlamayacağını söylemektedirler.

Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultraviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde,

Hücre içi metabolizma bozulur,Daha az kan taşınır,

Ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur ,

Kollagen yapımı azalır, var olan kollagen lifleri kalınlaşır,

Damarların duvarlarındaki kollagen liflerde özelliklerini kaybettiklerinden (özellikle göz çevresi ve damarların daha yüzeyde olduğu bölgelerde) damar duvarlarından dışarı kan serumu çıkmakta ve süngersi yapıdaki bölgelerde, torbalaşmalara neden olmaktadır. Bu konular daha detaylı olarak cilt kırışıkları bölümünde incelenmiştir.

Genç ciltlerde daha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kan akımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalmış yıpranmış, daha çok serbest radikallerin (hücre için, sağlam moleküllerden elektron çalarak, onların yapısını bozarak, normal moleküllere zarar veren zararlı bir gurup madde) oluştuğu ciltte, daha çok C vitamin gereklidir.

Cilde, yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlu gelişmeler gösterilmiştir. Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbest radikallerin oluşumu azalmakta ve kırışıkların oluşumlarının başlamasında engel olduğu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneşe çıkmadan en az 20 - 30 dakika önce uygulanması gerekmektedir.

Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer mekanizmada E vitaminidir. Anti oksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadan kaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruz kaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir. Vitamin E nin kendisinin de ultraviyole karşısında, serbest radikaller oluşturduğu bilinmektedir. Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, ciltteki zarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir. Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi yeni çalışılan bir konudur ancak, bu tip uygulamanın cildin daha sağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğu bildirilmiştir.

Vitamin E gibi etki gösteren bir başka mineralde selenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral besinlerimiz yolu ile alınırlar. Topraktaki selenyum içeriği doğrultusunda bazı bölgelerde alım eksikliği olur. Cilt sağlığı için günlük önerilen minimum miktar 50 - 200 mikrogramdır. En çok kullanılan selenyum tuzu l-selenomethionin dir. Bu mineralin kullanılmasında mutlaka hekiminize danışmalısınız. 100 mikrogramın üzerindeki yüksek dozlarda toksik ( zarar verici) olabilmektedir. Sadece gereğinde kullanılmalıdır. Özellikle soğan, sarımsak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılan sebzeler yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok Ton balığında vardır.

Ondaki miktar bile 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadar yer alır. Bazı araştırıcılar iyi sonuçlar aldığını bildirmektedir.

Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranın da çok etkisi vardır. Sigara içerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımının azalmasına neden olur. Ciltte tahrişlere ve kurumalara neden olurlar.

Vücuda su alımı da çok önemli bir faktördür, ciltte bulunan hücrelerin su içeriklerin tam olması, yağ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları için su çok önemlidir. Doğal olarak cildi nemlendirir. Bir kişinin günde 5 lt. ye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Bol bol su içilmesi, tüm sağlık problemlerinde önerilen bir unsur olduğu gibi cildin her türlü sorununu da çok önemlidir ve etkindir. Dolaşım sisteminin, sağlıklı çalışması cildin de beslenmesi konusunda çok önemlidir. Dolaşımın artması ve düzenli olması, hücrelere daha düzenli besin ve oksijen taşınması demektir. Daha sağlıklı bir vücut için sporda çok önemli bir faktördür. Spor, dolaşım sisteminin sağlıklı fonksiyon görmesini sağlar.

Dengeli bir beslenme, güneşten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, cilt sağlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.

RAHAT BİR VÜCUTLA DELİKSİZ UYKU UYUNUN

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 4:37 pm

Gece çay içmeyin,yemeÄŸinizi yatmadan en az üç saat önce yiyin…’ türünden öneriler uykusuzluÄŸa çare deÄŸil. Asıl olan bedeninizi rahatlatmak ve günlük stresinizi yataÄŸa taşımamak

GEÇENLERDE Amerika’nın ünlü talk ÅŸovcusu Oprah’ın programında Jennifer Aniston’u seyrediyordum. Brad Pitt’ten ayrıldıktan sonra yaptığı ilk televizyon röportajıydı. Program boyunca Aniston’ın huzursuz yapısını çok rahat hissedebildim. Ve ben bunu düşünürken Oprah kendisine bir soru sordu, “Hayranlarının senin hakkında bilmediÄŸi bir ÅŸey söyler misin?” O da geceleri hiç ama hiç uyumadığını söyledi. Mesela yatarken bile gözünü kapatamazmış Para, ÅŸan, şöhret, görüntü her ÅŸey var ama iç huzuru olmayınca… En konforlu yatağı satın alabilmeye imkanı var ama maalesef uykuyu satın alamıyor.

Amerikan Üniversitesinde dersime gelen bir öğrencim günlüğüne ÅŸunları yazmıştı: “Sabah erken kalkmam zorunlu deÄŸilse Öğlene kadar uyuyorum. Uyanınca da yataktan kalkmak istemiyorum. Gece uyumadan yatakta en az bir iki saat öylece yatıyorum. Aklımdan geçen düşünceleri, sürekli konuÅŸan sesi durduramıyorum”…

HERKES MUZDARİP

Bu sabah bir dersime girdiÄŸimde öğrencilerim beni beklerken koyu bir “uykusuzluk” sohbetine dalmışlardı. Her saat başı gözünü açıp saate bakanlar, yataÄŸa yattığı gibi uyumakta güçlük çekenler veya gecenin bir yarısında uyanıp sabaha kadar debelenenler… Ben hazırlanırken aralarında birbirlerine önerilerde bulunuyorlardı, “Gece çay kahve içmeyin, yemeÄŸi yatmadan en az üç saat önce yemiÅŸ olun, gecenizi daha pasif aktivitelere ayırın…” Hele bir tanesi dijital gece saatinin bile yaydığı manyetik enerji yüzünden uyku problemlerinin çekilebildiÄŸinden bahsediyordu. Sonra hepsi durup bana bir baktılar… “Sahi, senin uykusuzluk problemin var mı?” diye. DoÄŸrusu kafamdaki projelerin çok yoÄŸun olduÄŸu zamanlar hariç, genelde akÅŸamlan 22.00 gibi yatıp sabaha kadar deliksiz uyuyorum. Ama uyuyamadığım dönemlerin iÅŸkencesini de çok iyi hatırlıyorum. Gece yarısı uyanıp bütün gecenin bana endiÅŸe veren sessizliÄŸini dinlerdim.

Gözümü ilk açan bu hikayeyi, dersime gelen çok kişi ile paylaştım ve uygulayanlardan da çok olumlu tepkiler aldım. Sizlere de anlatmak istiyorum. Bundan dört yıl önce çok büyük bir trafik kazası geçirdim. Sağ tarafımda vücudumun alt kısmını üst kısmına bağlayan bütün kemikler ve eklemler paramparça olmuştu. Kalçam kırıldı, iki ameliyat geçirdim. Doktorlar, almış olduğum tahribatla normal şartlarda yürümeye aşağı yukarı bir yıl içinde başlayabileceğimi kesin olmadan söylediler.

Yoganın vermiÅŸ olduÄŸu fiziksel ve zihinsel kuvvetle ve öğrencilerimin inanılmaz desteÄŸiyle iki ay içinde ders öğretmeye baÅŸladım. Bu bir mucize olarak görüldü. VerdiÄŸim dersin yarısından çoÄŸunu kendim yapamıyordum ve aÄŸrılarım çok kuvvetli olduÄŸu için geceleri uyuyamıyordum. Kazadan 4-5 ay sonra bir radyo programı için Puerto Rico’ya gitmiÅŸtim. Bir arkadaşımın vasıtasıyla San Juan tepelerinde yaÅŸayan 94 yaşındaki “Don Carlos” ile tanışmam, bu kadar çabuk iyileÅŸmemin en önemli sebeplerinden biridir.

NEFESİNİZİ DOĞRU KULLANIN

Don Carlos, gitarları ile meÅŸhur Puerto Rico’nun en iyi el yapımı gitar yapan adamı. Televizyon yapımcısı arkadaşım, hayatı ile ilgili küçük bir belgesel hazırlıyordu. Yaptığı gitarlar zamanında kapış kapış gidiyormuÅŸ. Hayatımda bu kadar kendisi ile barışık bir insanla daha tanışmadım. YaÅŸadığı ortam inanılmaz ilkel… Çalışma sahası en lüks yeri… Bütün evi bir lavabo, yatak, buzdolabı, dışarıda sayılabilecek tuvalet ve 20′ye yakın yapmış ve kendisine ayırmış olduÄŸu gitar ve quatro’dan oluÅŸuyor.

Ama bu onun için hiç mühim deÄŸil.’ Hayatının her anından, her ne ÅŸartta olursa olsun zevk alıyor. Yüzüne baksanız yaşına 70 demezsiniz. Cildi pırıl pırıl, gözleri ışıl ışıl ve hayat dolu. Her ÅŸeyini kendisi yapıyor, gitar yapmak ise hayattaki en büyük tutkusu. Son 20 yıldır yaptığı gitarları hediye ediyormuÅŸ. 94 yaşında nasıl bu kadar genç ve dinç göründüğünü merak ettim ve bunun sırrının olup olmadığını kendisine sordum. “Evet, sırrı var” dedi. Hemen oracıktaki çarÅŸafları eskilikten grileÅŸmiÅŸ demir yatağına uzandı ve gözlerini kapattı. “55 yıldır her gece yattığımda gözlerimi kapattığım gibi nefesimle vücudumun her yerine konsantre olup teker teker rahatlatırım, iÅŸte beni bu kadar genç tutan budur. , Rahat bir vücutla deliksiz uyku… Günlük stresimi uykuma taşımam.”

YATMADAN ÖNCE NELER YAPILMALI?

• GERGİN kaslarınızı sıcak duşta açın. Öne doğru eğilip sıcak suyun ensenize, omuzlarınıza ve sırtınıza çarpmasını sağlayın. Tekrar dik durun ve sıcak sudan kaynaklanan buharı, burun deliklerinizi ve cildinizi nemlendirmesi için içinize çekin.

• BANYODAN sonra lavanta yağı ile bir vücut kremini avucunuzda karıştırıp derin nefes alarak, omuzlarınızı salarak ensenize, omuzlarınıza ve ayaklarınıza masaj yapın.

• KRONİK olarak omuzları kasmak, dişleri sıkmak, elleri yumruk yapmak en stressiz anımızda bile nefesi satıhta almak veya tutmak alışkanlığımızdır. Bunu fark edin ve kendinizi gevşek bırakın.

• YATAĞA yattığınızda boynunuzu da destekleyen bir yastık kullanın. Mümkünse elinizin ve kolunuzun üzerine yatarak uyumayın. Yüzüstü baş yana dönmüş uyumaktan da kaçının.

DÜŞÜNCELERİNİZİ CİDDİYE ALMAYIN

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 4:18 pm

Beyninizin içindeki sesi durduramıyor musunuz? İç diyaloğunuz başını almış gidiyor ve siz düşüncelerinizden kurtulamadığınız için çıldırmak üzere olduğunuzu hissediyor musunuz?

Dikkatinizi sadece düşünceleriniz alıyorsa varlığınızı hissetmenize imkan yok! Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki kompülsif düşünce toplumun hastalığı haline geldi. Kolay bir ÅŸekilde düşüncelerimizin esiri oluyor, kapana kısılıyoruz. Beyninizin içinde geçen konuÅŸmaları fark ederek bir dinleyin… Beynimizdeki ses sürekli yorum yapar, yargılar, ÅŸikayet eder, beÄŸenir, beÄŸenmez…. Genelde geçmiÅŸle ilgili yargılar veya gelecekle ilgili endiÅŸelerle doludur beynimiz… Mesela henüz gerçekleÅŸmemiÅŸ kötü bir durumu olmuÅŸ gibi düşünmek ve acı çekmek… Sevdiklerimizi kaybetme, ya da bir hastalığa yakalanma endiÅŸesi gibi… Ya da bir ÅŸey istediÄŸimiz gibi gitmediÄŸinde veya birisi düşündüğümüzden farklı hareket ettiÄŸinde zaman kurduÄŸumuz senaryolar… Bu senaryolar yüzünden yarattığımız yersiz alınganlıklar… Gün boyu bizi rahatsız eden pek çok küçük durum karşısında negatif diyaloÄŸumuza kendimizi kaptırırız.

Düşünsenize, bir saat içinde kaç kez eliniz “sigaraya” gidiyor, otomatik olarak, negatif iç diyaloÄŸunuza reaksiyonunuz olarak… Bu negatif enerji içinde yavaÅŸ yavaÅŸ boÄŸulmak demektir. Bir çeÅŸit Çin iÅŸkencesi… Bunları yazarak “düşünmeyin” demek istemiyorum tabii ki… Ama düşüncenizi kendiniz olarak tanımlamayın, düşünce size sahip olmasın.

Düşüncenizdeki karmaşayı kendinizden ayırabilirsiniz. Beyninizdeki bu seslerin siz olmadığınızı, sadece düşünceniz olduğunu fark ettiğinizde gözünüz açılmaya başlar. Nasıl mı? Düşüncenizle ilişkinizi değiştirin. Endişe dolu bir düşünceye tüm benliğimizle kendimizi kaptırıp daha da endişelenmek yerine bu düşünceyi fark edip salıvermek. Mutsuzluk düşüncenin kendini şartlamasından kaynaklanıyor.

Åžimdi okumaya küçük bir ara verip, sürekli sorun haline getirdiÄŸiniz bir olayı düşünün…. Sonra vücudunuzun bu düşünceye karşı yarattığı negatifliÄŸi fark edin. Bu tepkiyi vücudun neresinde hissediyorsunuz? Karnınızda mı? Omuzlarınızı mı kasıyorsunuz? Bedenimizin çevremizden, davranışlarımızdan, düşüncelerinizden ve duygularımızdan nasıl etkilendiÄŸine karşı hassas deÄŸiliz.

Bedeninizle bu bağlantıyı kurmak, sağlığınızı ve yaşam kalitenizi yükseltmek için çok önemlidir. Sisteminizin nasıl işlediğini bir kez kavradınız mı o gününüzü rezil eden pek çok küçük duruma bakışınızı ve tepkilerinizi değiştirmekle başlayabilirsiniz işe.

GERİLİMDEN KURTULMAK İÇİN

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 4:18 pm

Rüyada görülen sembollerin insan üzerindeki etkisini belirleyen bazı araştırmacılar bunun üzerine bazı deneyler yapmışlar. Ve özellikle kişi üzerinde gerilim yaratan sorunları bu metodu uygulayarak çözümlemeye çalışmışlar.

Sonuçlar ise, oldukça ilginç!

Deneyler için seçilen denekleri düz bir zemin üzerine yatırıp önce hafif müzik eşliğinde gevşemeleri sağlanır. Daha sonra çeşitli semboller verilir ve bunları zihinlerinde görüntülemeleri istenir. Sonra da bu sembollerin içinde kişi serbest bırakılır.

Bir süre sonra deneklerin gördükleri sembollere müdahale edilir ve belirli sembolleri görmeleri istenir. Böylece gerginliğe neden olan olaylar, semboller aracılığı ile tespit edilir.

Problemin tespitinden sonra deneğin görmekte olduğu sembollerin üzerinde değişiklikler yapılıp düzeltir. Böylece gerilime neden olan sorun da çözülmüş olur.

Aslında her türlü gerilim ve buna bağlı olarak ortaya çıkan hastalıkların nedeni, kişinin olayları algılama biçiminden ve düşünce şeklinden kaynaklanıyor.

Düşüncelerimizin yönünü değiştirerek hem gerilimden, hem de buna bağlı olarak ortaya çıkan sağlık sorunlarından kurtulabiliriz. Ancak, ‘‘düşünceleri değiştirmek’’ yazıldığı ya da söylendiği kadar kolay bir iş değil.

Yani kendi kendimize oturup ne düşüncelerimizi, ne de bakış açımızı değiştirmeyi başarabiliriz. Fakat, kendi üzerimizde çalışarak kendimizi etkilemeyi başarabiliriz. Ve de böylece kendi üzerimizde bazı değişikler yapabiliriz.

Belki kendimizde değişiklik yapmak mümkün olmayabilir, ama en azından rahatlamayı ve gerilimimizi azaltmayı sağlayabiliriz. Bu bile çok büyük bir gelişme olabilir bizim için. Çünkü, hem zihin, hem de bedenimizin daha güçlü olabilmesi, gerilimimizi azaltmamıza bağlı.

İşte, sembolleri kullanarak uygulayabileceğiniz bir yöntem. Hem de istediğiniz zaman, her hangi bir koşula bağlı kalmadan.

SEMBOLLERİ DEĞİŞTİRMEK

Önce kendinizi fiziksel ve zihinsel olarak rahatlatmanız gerekiyor. Bunun için ılık bir duş alabilir ve üzerinize rahat kıyafetler giyebilirsiniz.

Sonra rahatsız edilmeyeceğiniz (Telefonları kapatabilir, bulunduğunuz odaya girilmesini önleyebilirsiniz.) bir yerde düz bir zemine uzanın. Yerdeki halının üzerine uzanabileceğiniz gibi yatağınıza uzanmanız da mümkün.

Bedeninizi ve zihninizi gevşetmeyi biliyorsanız, bu yöntemi kısaca uygulayın. Bilmiyorsanız, nefesinizi tutarak bütün vücudunuzu olanca gücünüzle sıkarak kasın. Tabii yüz kaslarınızı kasmayı da unutmayın. Nefesinizi bu durumda tutabildiğiniz kadar tutun. Sonra andine hem nefesinizi, hem de kaslarınızı boşaltın. Böylece bir anda bütün vücudunuz gevşemiş olacak.

Şimdi zihninizi serbest bırakın. Düşünceleriniz birbirini diledikleri gibi takip etsinler. Sonra düşüncelerinizi kontrol altına alın ve tek bir noktaya odaklayın.

Dikkatinizi odaklayacağınız şey ise, deniz, göl veya dere kıyısı ya da bir orman olmalı. Bunlardan sizin en çok hoşunuza gideni seçin ve zihninizde hayal etmeye çalışın. Tabii gözleriniz kapalı olarak.

Bir orman ya da göl kıyısının görüntüsünü zihninizde canlandırdığınız zaman isterseniz orada kendinizi de görebilirsiniz. Ama görmeyebilirsiniz de… Bunun fazla bir önemi yok. Yalnız zihniniz bu sırada günlük hayatın sorunlarına kayabilir. buna izin vermemeli, zihninizdeki görüntüyü canlı tutmaya gayret etmelisiniz.

Zihninizde canlandırdığınız görüntü içinde kendiliğinden çeşitli semboller ve hareketler meydana gelebilir. Bunlar, sizin bilinçaltınızı rahatsız eden her ne ise, onlara ait sembollerdir. Hatta rahatsızlığını duyduğunuz olayın düpedüz kendisini de görebilirsiniz.

Şimdi bunun üzerine konsantre olup olay ya da semboller üzerinde istediğiniz gibi değişiklikler yapmaya başlayın. Yani nasıl olmasını diliyorsanız, o şekilde değiştirmeyi düşünün. Zaten siz düşünmeye başladığınız andan itibaren görüntünün de değiştiğini göreceksiniz.

Sonra kendinizi yattığınız yerde düşünün (Yatağınız veya nerede yatıyorsanız) ve gözlerinizi açın. Bir-iki dakika gözleriniz açık öylece yattığınız yerde kalın. Sonra ayağa kalkın. Kendinizi hafiflemiş, enerjiyle dolmuş ve rahatlamış hissedeceksiniz, diyorum,

Yasemin BORAN

HER MESLEĞİN AYRI BİR VİTAMİNİ VAR

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 3:21 pm

“Anti Aging Mucizesi” kitabının yazarı Earl Mindell, son kitabı “Vitaminlerin Kutsal Kitabı”nda, doÄŸru vitamin ve minerallerle yaÅŸamın kökten nasıl deÄŸiÅŸtirileceÄŸini anlatıyor.

“Tamamlayıcılar, yemek yemeden iÅŸe yaramaz” diyen Mindell’ın vurguladığı noktalardan biri meslekler. Mindell, yöneticilerden doktorlara, her mesleÄŸe ayrı bir vitamin reçetesi öneriyor

Anti Aging mucizesi”, “İlaç Yiyecekler” ve “Mucizevi Bitkiler” gibi bestseller kitaplarıyla tanınan Earl Mindell, son kitabı “Vitaminlerin Kutsal Kitabı”nda da doÄŸru vitamin ve minerallerle yaÅŸamın kökten nasıl deÄŸiÅŸtirileceÄŸini anlatıyor.
Asıl mesleÄŸi eczacılık olan, Los Angeles’ta Pasifik Batı Üniversitesi’nde beslenme profesörü olarak görev yapan ve dünyanın çeÅŸitli yerlerinde beslenme seminerleri veren Earl Mindell, “B kompleksin ve vitaminin stresi nasıl azalttığını, E vitamininin dayanma gücünü nasıl artıracağını öğrendim” diyerek henüz öğrencilik yıllarında vitaminlerin yararlarını nasıl keÅŸfettiÄŸini anlatıyor.

Önce yemek, sonra ilaç
Vitaminlerin dışarıdan takviye edilebileceÄŸi gibi doÄŸrudan besinlerden de alınabileceÄŸini hatırlatan Mindell, bunun için baÅŸta dengeli beslenmeyi öneriyor ve dengeli beslenip beslenmediÄŸimizi ortaya koymak için “Gıda Kılavuz Piramidi”ni örnek gösteriyor.
“Tamamlayıcılar, yemek yemeden iÅŸe yaramaz” diyen Mindell’a göre öncelikle beslenmenizde tahıl, ekmek, hububat, sebze meyve porsiyonlarının olması gereken miktarlarda olup olmadığını gözden geçirmeniz gerekiyor.

Yöneticilere B kompleks gece çalışana D vitamini
Mindell’in vitaminlerin kullanımında önemle vurguladığı noktalardan biri de meslekler. Mindell Vitamin Programı olarak adlandırdığı bir program hazırlayan Mindell’in mesleklere göre reçeteleri şöyle:

Yöneticiler: Gerilim ve stresin günlük yaşamınızın bir parçası ve enerjinin bir gereksinim olduğunu kabul ederek şunları kullanın; Sabah akşam 50 miligram B kompleks, günde iki kez 1 tablet olmak üzere DMAE (zihinsel işlevi geliştiren tamamlayıcı) ve 60 miligram kompleks gingko biloba, günde bir iki kez kalsiyum ve magnezyum.
Bilgisayar kullanıcıları: Göz yorgunluğunu hafifletmek ve sinirleri rahatlatmak için şunları alın; sabah ve akşam 50 miligram B kompleks, günde iki kez 500 miligram kalsiyum ve 250 miligram magnezyum, günde iki kez ginkgo biloba, günde bir kapsül koenzim - Q10 ve E vitamini kompleks.
Gece çalışanlar: Gece çalışmanın metabolizma üzerinde ağır bir fiziksel ve duygusal etkisi vardır. Yeme ve uyku düzeni altüst olur, vücudun ritmi bozulur ve vücut daha fazla stres altına girer, hastalık olasılığınız artar. Şu tamamlayıcıları kullanmanız yararlı olur; D vitamini, uyku zamanından yarım saat önce 1 - 2 tablet 500 miligram kalsiyum ve 250 miligram magnezyum.
Doktorlar ve hemşireler: Uzun saatler çalışma, stres ve mikroplar, vitamin ve minerallere ihtiyacınızı artırır. Sabah-akşam 50 miligram B kompleks, enfeksiyonların riskini azaltmak için C vitamini, sabah ve akşam 500 mg kalsiyum ve 250 mg magnezyum kompleks alın.

İçki sersemliğine karşı
Sürekli alkol tüketimi, vitamin yetersizliğinin ana nedenidir. Eğer aşırı derecede alkol alan biriyseniz tüketmiş olduğunuz alkol, genellikle ihtiyaç duyulan proteinin yerini alır ya da bazı durumlarda sindirilen vitaminlerin emilmesini ya da uygun bir şekilde depolanmasını önleyebilir.
Alkol, B kompleks vitamini yok ettiğinden dışarı çıkmadan önce bir adet 100 miligram B kompleks (özellikle B1, B6 ve folik asit), içki içerken yine bir tane ve bir diğerini de yatmadan hemen önce alın. Bin 500 miligram C vitamini ile 500 miligram sistein de yardımcı olabilir.

İşte Mindell’ın beslenme piramidi
1- Tahıl grubu: Tahıllar, ekmekler, makarna, pirinç, günlük 6 - 11 porsiyon (1 porsiyon 1 dilim ekmek ya da yarım tabak pirince eşit)
2- Sebze grubu: Koyu yeşil, lifli, yapraklı, sarı ya da turuncu sebzeler günde 3 - 5 porsiyon alınmalı (1 porsiyon 1 kap çiğ, yapraklı sebze - 4 büyük yaprak - ya da 170 gram sebze suyu)
3- Meyve grubu: Turunçgiller, domates ya da C vitamini yönünden zengin diğerleri günde 2 - 4 porsiyon tüketilmeli (1 porsiyon 1 orta meyve ya da 170 gram taze meyve suyu)
4- Süt grubu: Süt, peynir, yoğurt, diğer süt ürünleri günde 2 - 3 porsiyon (1 porsiyon 1 kap yoğurt ya da süt ya da 30 gram peynir)
5- Et grubu: Sığır, dana, kuzu eti, balık, kümes hayvanları, karaciğer, yumurta, kurubaklagiller, kabuklu yemişler gün başına 2 - 3 porsiyon (1 porsiyon 100 - 120 gram et ya da çeyrek kap yemiş)
6- Yağlar: Az kullanılmalı

Vitaminler alfabesi
A Vitamini
- Gece körlüğüne, zayıf görüşe karşı koyar ve birçok göz rahatsızlığına yardımcı olur
- Solunumla ilgili enfeksiyonlara karşı direnç sağlar
- Bağışıklık sisteminin tam olarak fonksiyon göstermesine yardımcı olur
- Kırışıklıkların yok edilmesine yardımcı olur
- Büyümeyi, kuvvetli kemikleri, sağlıklı bir cildi, saçı, dişi ve diş etlerini geliştirir
- Sivilcenin, yüzeysel kırışıklıkların, çıbanın ve dıştan uygulandığında açık ülserin tedavisine yardımcı olur
Doğal kaynakları: Balık karaciğer yağı, karaciğer, havuç, koyu yeşil ve sarı sebzeler, yumurta, süt ve süt ürünleri, margarin ve sarı meyveler

B1 Vitamini (Thiamine)
- Büyümeyi geliştirir
- Zihin fonksiyonlarını geliştirir
- Sinir sistemini, kasları ve kalbin fonksiyon göstermesini normalde tutar
- Hava ya da deniz tutmasını önler
- Tedavi sonrası diş ağrılarını azaltır
Doğal kaynakları: Bira mayası, pirinç kabukları, rafine edilmemiş tahıl taneleri, kepekli un, soya fasulyesi, yumurta sarısı, balık, yulaf ezmesi, sebzeler, kepek, süt

B2 Vitamini (Riboflavin)- Büyüme ve üremeye yardımcıdır
- Sağlıklı bir cilt, tırnak ve saç sağlar
- Görüş için faydalıdır ve göz yorgunluğunu azaltır
Doğal kaynakları: Süt, karaciğer, böbrek, peynir, yeşil yapraklı sebzeler, balık, yumurta, yoğurt, fasulye

B3 Vitamini
- Kolesterol ve trigliseridlerin düşürülmesine yardımcı olur
- Sağlıklı bir sindirim sistemi sağlar
- Daha sağlıklı bir cilt sağlar
- Migren kaynaklı baş ağrılarının önlenmesine yardımcı olur
- Dolaşımı artırır ve yüksek tansiyonu azaltır
Doğal kaynakları: Balık, yağsız et, kepekli un ürünleri, bira mayası, karaciğer, buğday tohumu, yumurta, kavrulmuş yerfıstığı, kümes hayvanlarının beyaz eti, avokado, hurma, incir, kuru erik

B6 Vitamini
- Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir
- Böbrek taşı oluşumunun önlenmesine yardımcı olur
- Mide bulantısını azaltır
- Gece kas kramplarını, ellerin uyuşmasını azaltır
Doğal kaynakları; Buğday kepeği ve tohumu, bira mayası, karaciğer, balık, soya fasulyesi, lahana, pekmez, yumurta, yulaf, yerfıstığı, ceviz


previous page · next page


image: detail of installation by Bronwyn Lace

Üyeliðiniz Silinmiþtir.Lütfen Sayfanýzdan Kodu Kaldýrýnýz.