HAYATI NASIL ALGILIYORSUNUZ ?

Filed under:Uncategorized — posted by on September 19, 2007 @ 5:29 pm

Mutsuz ve şikayetçiyiz diyelim ki. Hayatın bize kötü davrandığı kanısındayız. El alem bir eli yağda bir eli balda yaşarken, bizim o yağla bal için durmadan çalışmamız gerekiyor o zaman bile bir parmak!.. Millet çocuğuna daha doğmadan bakıcı tutuyor, biz el kadar çocuğa kardeş baktırtıyor, ev işi yaptırıyoruz. Yaz sıcağı, kış soğuğu, otobüs kuyruğu bize, havalandırmalı arabalarında bile kızıp söylenen onlar. Biz okuyamadık , onlar bastırıp parayı, çatır çatır.

Ya da,

Şanslıyız ve varsılız da şu trafik bizi öldürecek! Üstelik o kadar çok çalışıyoruz ki ne gecemiz var, ne gündüzümüz. Yani şu temizlikçi bizden iyi; mesaisi bitti mi bir dakika durmaz. Kaytarma şansımız yok; hep o iş bitecek bir an önce ve en iyi şekilde hem de.

Çalışanların sorumluluğu, müşterinin sorumluluğu, evin ve de göz önünde olmanın sorumluluğu… Gel de boğulma! Onca okuduk ettik, hala topun ağzındayız. Bu statüden aşağı inmek olacak şey değil, ama korumak da çok zor. Yetmezmiş gibi, bunca imkanlarına rağmen bir de çocukların sorunları, memnuniyetsizlikleri.

Ya da,

Bu böyle gider. Çünkü gözünüz durduğunuz yerden bakar dünyaya. Ateş nerenize düşmüşse, yanan yer orasıdır. Her şeyi algılayan sizsinizdir. Öğrenmeleriniz, geçmiş yaşantılarınız, genetik şifreleriniz ve inançlarınızla oluşmuş öznel, yani sadece size ait bir şeyinizdir sizin “algı”.

Yukarıdaki örneklerde bunu bütün açıklığıyla görebilirsiniz. Ancak eğer algılarımız sürekli bir sorun üreticisi haline dönüşüyorsa dikkat etmeliyiz. Yanıltıcı olabileceklerini unutmamalıyız.

Nevroz’la ilgili yazıma gelen yorumlar, doğrusu atlanmayacak bir örnek. Ben “insanın sınırları”nı anlamasından söz etmiştim. Oysa yorumların çoğu (eleştiri mi demeli yoksa), Allah’ın sınırlarıyla ilintili idi, ya da sınırsızlıklarıyla! Bu yönde bir tartışmaya girecek değilim elbette. Ancak algı, sadece inanç doğrultusunda çalışıyorsa, bilimsel bir metni bile böyle okur ve dolayısıyla söylenmek isteneni de anlayamaz.

“Psikolojik sorunlarımızın çözümlerini bildiğimizi sanmamız da benzer bir yanılgıdır. Zira “bunları bilecek kadar akıllıyızdır!”, “zaten nedenleri de şunlardır!”

ve lakin YA-PA-MI-YO-RUZ-DUR.

İşte bunun da nedeni (eğer sorununuz psikiyatrik,nörolojik vb. değilse) algı bozuklukları ve hatalarıdır ve bu da “Psikoloji Bilimi”nin alanına girer. Yani, siz öyle “biliyorum, anlıyorum” falan zannediyorsunuzdur. Çözüm olarak okuma ve öğrenmeyi önermeme kızan pek çok kişi de böyle bakıyor duruma sanırım.

Oysa algı sorunlarımızı, ancak bunlar çözebilir. Dünya görüşünüz zenginleşip, bakış alanınız açıldıkça, tek bir insan olarak öneminizi, bireyleşmeniz ve aktifleşmeniz gerektiğini kavrarsınız. Böyle bir insan da kolay kolay “hastalanmaz(!)”.

Ya da sorunlarınızın bu sınanma alemi nedenine olduğuna ve itaat mükafatlarınızı öteki dünyada alacağınıza inanırsınız. Bu koşulda zaten şikayet, kefaleti ağır bir günahtır. İnanan kişinin ruhsal sağaltımını ibadet sağlar. Bir bilim insanı olarak bu konudaki yorumlarımın gereksiz olduğu kanısındayım. Ancak aynı şekilde benim alanıma da ehil olmayanların girmemesini beklerim. Eğer dinsel inançlar yeterli çözüm üretebilmiş olsalardı, bu sorunların, yüzlerce yıldan geçip de günümüze gelmesi mümkün olmazdı değil mi!

STRESTEN KURTULMAK İÇİN

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:29 pm

Sabahları seks yap stresten kurtul.

Her geçen gün zorlaşan hayat koşulları nedeniyle stres, yaşamınızı kabusa dönüştürüyorsa önleminizi basit yöntemlerle alın.

İtalyan bilim adamlarına göre; stressiz hayat için en önemlisi sabah alışkanlıklarınız. Bunun için iyi bir sabah kahvaltısı ile işe gitmeden önce seks yapın. Sabah yapılan kahvaltının yararlarının bilindiğini söyleyen uzmanlar, seksin ise vücut metabolizmasını dengeleyerek kan akışını hızlandırdığını söylüyor. Bu sayede de kişinin gün içerisinde daha az stresli olması sağlanıyor.

Bilim adamları ayrıca stresi, yenmek için şu basit ancak etkili tavsiyelerde bulunuyor: “Haftada bir kez, mutlaka yeşil alan ya da deniz kenarına gidin, sabahları bol miktarda süt tüketin ve iş yerinizde her gün yarım saat müzik dinleyin…”

KENE HAKKINDA HERŞEY

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:29 pm

Türkiye’de kene paniği sürerken, Sağlık Bakanlığı’ndan, keneden nasıl korunulacağı, kenenin vücuttan nasıl çıkartılacağıyla ilgili resmi açıklama geldi.

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Turan Buzgan, Kırım Kongo kanamalı ateşinden (KKKA) korunmada bilinçli korunma tedbirlerinin önemine işaret ederek, keneyi vücuttan uzaklaştırmak için sağlık kuruluşuna başvurmaya gerek bulunmadığını söyledi. Buzgan, ”Kenenin vücuttan usulünce uzaklaştırılması kolay ve risksizdir” dedi.

Buzgan, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü yetkilileri ile çeşitli üniversite ve meslek örgütlerinden uzmanların oluşturduğu Sağlık Bakanlığı KKKA Bilimsel Kurul üyeleriyle basın toplantısı düzenledi.

Hastalıkla ilişkili kene türünün yaban hayatıyla yakından ilgili olduğunu belirten Buzgan, bu kenenin yaşama döneminin bir bölümünde yaban hayvanlarından, bir bölümünde de özellikle çiftlik hayvanlarından kan emdiğini söyledi. Kurak ve yarı kurak bozkır iklimini seven bu kene türünün, genellikle bozkır ile diğer iklimlerin kesişme yerlerinde, kuru taban örtüsüne sahip bodur ormanlık alanlarda yaygın olarak görüldüğünü anlatan Buzgan, ”Özellikle vadilerle çevrili dağlık alanların yamaçları, yaban hayvanlarının daha sık dolaştığı alanlar olduğundan keneler açısından oldukça zengin bölgelerdir” dedi.

BUGÜNE KADAR 22 İLDE GÖRÜLDÜ

Buzgan, ülkede ilk olarak Kelkit Vadisinin çevresindeki illerde ortaya çıkan KKKA’nın, ilk kez tanımlandığı 2003 yılından bugüne kadar 22 ilde görüldüğünü bildirdi.

Bu hastalıktan 2002-2003 yıllarında 150 vaka 6 ölüm, 2004′de 249 vaka 13 ölüm, 2005′de 266 vaka 13 ölüm, bu yılın başından itibaren de 150 vaka ve 11 ölüm görüldüğünü bildiren Buzgan, vaka içindeki ölüm hızının ise yüzde 5 civarında olduğunu kaydetti.

Hastalığın yaban hayatı ile insanların iç içe olduğu bölgelerde kene sayısının artışına bağlı olarak ortaya çıktığını anlatan Buzgan, ”KKKA, iklim, bitki örtüsü, yabani hayvanı sayısındaki artış gibi doğal dengenin değişimiyle doğrudan ilgili bir hastalıktır” diye konuştu. Virüsün hayvanlarda belirti veren bir hastalığa yol açmadığını kaydeden Buzgan, ”Hastalığın hasta insanların kanlarıyla kontrolsüz temasla insandan insana geçebilmesi de söz konusudur” dedi.

Buzgan, KKKA’nın ani başlayan ateş, baş ağrısı, kırıklık, halsizlik, kas ağrısı ve belirgin iştahsızlıkla başladığını, bazı vakalarda vücutta kanamalar da olabildiğini belirtti.

İLACI VE AŞISI YOK

Hastalığın tedavisinde uygulanabilecek etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış bir ilaç ve yine etkinliği bilimsel çevrelerce kabul görmüş, yan etkileri tolere edilebilir ve uygulanabilir bir aşı bulunmadığını bildiren Buzgan, ”Bazı Doğu Avrupa ülkelerinde zaman zaman kullanılan KKKA aşıları, bilimsel çevreler ve Dünya Sağlık Örgütünce uygulanabilir bulunmamıştır” diye konuştu.Buzgan, hastalıkla ilgili bilinçli korunma tedbirlerinin önemine işaret ederek, kurulun bu konudaki tavsiyelerini açıkladı.

Buna göre, alınması istenen kişisel korunma tedbirleri şöyle:

-”Kene riski olan yerlerde vücudu tamamen örtecek giysiler giyilmelidir. Kenenin vücuda gireceği olası açıklıklar kapatılmalıdır.(Pantolon paçaları çorap içine sokulmalı ya da çizme giyilmeli)

-Kenelerin bulunduğu yerlere gidilirken vücudun açıkta kalan alanlarına ve elbiselere böcek kovucu ilaçlar sürülmelidir, -Bu yerlerden döndükten sonra vücut kontrol edilmeli, kene bulunduğunda bir cımbızla uygun şekilde çıkarılmalıdır,

-Risk altındakiler sık aralıklarla vücutlarını muayene etmelidir,

-Her kene KKKA riski oluşturmaz. Bu nedenle keneleri vücuttan uzaklaştırmak için sağlık kuruluşuna başvurmaya gerek yoktur. Kenenin vücuttan usulünce uzaklaştırılması kolay ve risksizdir,

-Vücuttaki keneler öldürülmemeli, patlatılmamalı, üzerlerine sigara basılmamalı ya da kimyasal madde dökülmemeli.”

”HEM PANİK HAVASI VAR, HEM KENE TÜRLERİ KARIŞTIRILIYOR”

Kene sayısının azaltılması için ilaçlama çalışmaları yürütülebileceğini anlatan Buzgan, ancak bu mücadelenin sınırlı alanlarda yapılması gerektiğini söyledi.Kenelerle geniş çaplı mücadelenin zorluğuna işaret eden Buzgan, hayvan sahiplerinin bunu yapabileceğini belirtti.

Buzgan, bir soru üzerine, KKKA ile ilgili hem bir panik havası olduğunu hem de kene türlerinin karıştırılması nedeniyle aşırı hassasiyet gösterildiğini kaydetti. KKKA’ya yol açan kene türlerinin belirli bölgelerde yaşadığına dikkati çeken Buzgan, buna yol açan kene türlerinin kent merkezlerinde bulunmasının mümkün olmadığını belirtti.

Buzgan, ”Bir çok canlıyı kene zannetmek mümkün. Keneler sıçramaz, uçmaz ve havadan düşmez. Bu konuda uzmanların söylediklerine dikkat edilmesi gerekir” dedi.

Sağlık Bakanı Akdağ’ın ”Vücutlarında kene bulunanların bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği” yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine de Buzgan, Akdağ’ın, kenelere alışık olmayan ve hastalığın bulaşma riskinin farkında bulunmayanların, bunları çıkarmalarının zorluğundan hareket ederek böyle bir açıklamada bulunmuş olabileceğini belirtti.

Bir başka soru üzerine Buzgan, veterinerlik hizmetleriyle ilgili Sağlık Bakanlığı içinde bir yapılanma sorunu bulunmadığını bildirdi.

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi (RSHM) Başkanı Mustafa Ertek de, bir soru üzerine, bu yıl içinde merkeze KKKA şüphesiyle 320 numune geldiğini, bunlardan 150’sinin pozitif çıktığını söyledi. Ertek, ”Rakamlara bakıldığında geçen yıla göre bir artış söz konusu değil” diye konuştu.

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zati Vatansever de, keneler açısından konak durumundaki göçmen kuşların kent merkezlerine yerleşmeleri söz konusu olmadığı için, hastalığı büyük şehirlere taşımaları riskinin bulunmadığını bildirdi.

GÖĞÜS BAKIMI!

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:29 pm

Günümüzün kadını güzel olmaya mecburdur. Her insanın az da olsa kusuru vardır, fakat istendikten sonra bunlar en aza indirilebilir , düzeltilebilir. Vücudu güzel olan insanın kendine güveni artar, morali ve sağlığı iyi olur.

Doğum, menopoz, yaşlılık ve hastalıklar nedeni ile kadınların göğüs, bel, karın, ve yüzü gibi bazı bölgeleri şeklini kaybeder. Bilinçli yapılan egzersiz ve bakımlar ile bunlar giderilebilir.

GÖĞÜS BAKIMI

Dolgun düzgün göğüsler bayanların zarif, genç ve çekici görünmesinde çok etkilidir. Bütün bayanlar göğüslerinin güzelliğini ve sağlığını korumalıdırlar. Genç kızlarda göğüslerin büyümesi regl devresinde başlar ve 3-4 ay içerisinde normal büyüklüğüne ulaşır. Sutyen seçimi göğüslerin şekline göre seçilmelidir.

GÖĞÜS VE DEKOLTE

Göğüslerin en iyi dostu soğuk su. Çünkü dokuları uyarıyor, deriyi sıkılaştırıyor. Ilık bir duştan sonra boyundan göğüs uçlarına doğru soğuk su eşliğinde yumuşak hareketlerle masaj yapabilirsiniz. Bu bölgenin gergin durması için kozmetiklerden de yardım alabilirsiniz.Göğüslerin formunu korumak için doğru sutyen seçimi çok önemlidir.Yanlış seçilen bir sutyen kan dolaşımını engeller.

DEKOLTE BAKIMI

Vücudun en hassas bölgesi olan dekoltenizin kusursuz olması için 10 ipucu.

1.Güneşe çıkmadan önce koruyucu ürünler kullanın.

2.Göğsünüzde küçük sivilceler oluşmuşsa, o bölgeye bakım maskesi uygulayın.

3.Göğüs bölgesini sık sık nemlendirmeyi ihmal etmeyin.

4.Sutyen alırken sıkı olmamasına ve alttan destekli olanları tercih edin.

5.Önce sıcak sonra soğuk duş alın.

6.Sert peeling uygulamalarından kaçının.

7.Hassas bir cilde sahipseniz yeşil çay içeren ürünler kullanın.

8.Yastıksız ya da ince bir yastıkla uyuyun.

9.Sandalyeye sırtınızı dayayarak dik oturun.

10.Bu bölgede ince kılcal damarlar beliriyorsa, sert masajlar yapmaktan kaçının.

KANSERDEN KORUNMAK MÜMKÜN

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:28 pm

Kanser çağımızın hastalığı. Tanı ve tedavide son yıllarda sağlanan önemli gelişmelere karşın, giderek daha fazla insanda ortaya çıkan bu ölümcül hastalık her yaş grubundan insanı etkilese de daha çok bir ileri yaş hastalığı olarak karşımıza çıkıyor ve erkeklerde biraz daha fazla rastlanıyor.

Geçtiğimiz günlerde IARC (Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu) tarafından yayınlanan raporda, 2004 yılında 2.9 milyon Avrupalıya kanser tanısı konduğu ve 1.7 milyon insanın da bu hastalıktan yaşamlarını kaybettikleri bildirildi. Ülkemizde de her yıl 100 bin kişide kanser görüldüğü tahmin edilmektedir.

KANSERLER ÖNLENEBİLİR Mİ?

Kanser, anormal hücrelerin denetim dışı çoğalmaları ve yayılmaları ile karakterize bir grup hastalıktır. Kanser oluşumunda kalıtsal, çevresel ve yaşam stilimizle ilgili birçok faktörün rolleri vardır. Kalıtsal özelliklerimizi değiştirmek elimizde olmamakla beraber, yaşam stilimizde yapacağımız değişikliklerle, bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçmekle pek çok kanser türünü önlemek mümkün olabilecektir.

TÜTÜN

Tüm kanserlerin %30 kadarının tütün kullanımına bağlı olarak geliştiği saptanmıştır. Tütünün sadece sigara şeklinde kullanımı değil, puro, pipo, nargile ile solunması da kanser yapıcı etkiye sahiptir. Hatta, pasif olarak sigara dumanına maruz kalmak, yani dumanaltı olmak da akciğer kanseri için bir risk faktörüdür.

Sigara dumanında 100’den fazla kanser yapıcı madde vardır. Tütün en çok akciğer kanserine neden olmakla beraber, ağız, yemek borusu, gırtlak, mide, kalın bağırsak, mesane, pankreas, rahim ağzı kanserlerinin ve bazı lösemilerin oluşumunda da rolü vardır.

ALKOL

Günde 2 kadehten fazla alkol içenlerde, karaciğer, gırtlak, ağız, boğaz ve yemek borusu kanseri riski daha yüksektir. Alkolle beraber sigara da içilmesi kanser riskini daha da artırır.

BESLENME İLE İLGİLİ FAKTÖRLER

Kanser için sigaradan sonra ortadan kaldırılması mümkün olan en önemli risk faktörü şişmanlıktır. Şişmanlıkla ilgili olduğu bilinen kanserlerin başında yaşlı hanımlardaki meme kanseri gelir. Şişmanlık, rahim içi, böbrek, yemek borusu ve kalın bağırsak kanseri için de risk yaratır.

Diyetimizin de kanser oluşumunda büyük önemi vardır. Sebze ve meyvelerden zengin diyet sindirim sistemi kanserlerini azaltırken, kırmızı et, fazla yağ, tuz ve tuzlanarak ya da tütsülenerek hazırlanmış besinleri tüketenlerde kanser riski fazladır.

HAREKETSİZLİK

Az hareket eden insanlarda, özellikle de yaşlılarda kalın bağırsak, meme, rahim içi, böbrek ve yemek borusu kanserleri daha fazla görülür. Hareketin az olması kilo almayı kolaylaştırarak da kanser riskinin artmasında etkili olur.

GÜNEŞ IŞINLARI

Uzun süre ultraviole ışınlara maruz kalmak deriyi yaşlandırarak ve hücrelerin DNA’sında hasra yol açarak melanom ve diğer deri kanserlerinin oluşumunu kolaylaştırır.

ÇEVRE KİRLİLİĞİ

Kanserlerin oluşumunda çevre kirliliğinin de önemli rolü olduğu belirlenmiştir. Dizel

egzozundaki partikülleri yoğun olarak soluyan mesleklerde çalışanlarda akciğer kanseri riski yüksektir. İngiltere’de yapılan bir araştırmada da çevre kirliliğinin yoğun olduğu yörelerde doğan çocuklarda kanserlerin 4 misli fazla görülebileceği sonucuna varılmıştır.

RADON

Radon, kayalardaki ve topraktaki uranyumun normal olarak harap olması ile ortaya çıkan radyoaktif bir gazdır. Dünyanın bir çok ülkesinde yapılan araştırmalarda, akciğer kanseri saptanan hastaların evlerinde, yüksek düzeylerde radon gazı bulunduğu saptanmıştır.

TER KOKUSUNDAN KURTULUN

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:28 pm

Ter kokusu için çok çeşitli çözümler var. En önemlisi temiz olmak. Yeni nesil deodorantlarla bu temizliği gün boyu muhafaza etmek ve mis gibi kokmak çok kolay.

Ter kokusunu azaltmanın iki yolu var; birincisi antimikrobiyal özellikte lokal bir ajan kullanarak ki bu deodorantların içinde bulunan aktif maddelerle gerçekleştirilen, koltuk altında yerleşik bakteri florasını azaltmak anlamına geliyor. İkincisi ise uygulamadan sonra bakteri gelişimini azaltan ve antimikrobiyal bir ilaç gibi çalışan bir antiperspirant kullanmak.

Bu ürünler terlemeyi düzenleyerek daha az ter sıvısının bakterilerle bir araya gelmesini sağlıyor, böylece bakterilerle temas eden ter sıvısı çok az miktarda olunca ter kokusu oluşumu engelleniyor.

Temiz ve kuru bölgeye uygulayın

Deodorant kullanımının en önemli kuralı, deodorantın temiz ve kuru koltuk altına uygulanması. Terli bir koltuk altına deodorantı sıkmak, oluşmuş ter kokusu ile deodorantın parfümünün karışımından oluşan daha ağır ve kötü bir kokuya neden olur. Sprey deodorantlar, koltuk altına 15 cm’lik mesafeden kutu dik tutularak püskürtülmeli. Eğer sprey antiperspirant özelliğe sahip pudralı bir deodorant ise çalkalandıktan sonra kullanılmalı.

Koltuk altına sürülerek uygulanan roll - on ve stick deodorantların da kuru ve temiz koltuk altına uygulanması gerekiyor. Gün içinde tekrar deodorant kullanma ihtiyacı hissedildiğinde koltuk altının tekrardan temizlenip kurulanması, en iyi sonucu veriyor.

SICAKLARDA SAĞLIK ÖNERİLERİ

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:28 pm

11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçının. Açık renkli bol giysiler giyin, geniş kenarlı şapka takın. Sık sık ılık suyla duş yapın.

Bol su için, sebze ve meyve tüketin. Kızartmalardan uzak durun. Beyaz ekmek yerine kepekli tercih edin… Uzmanlar, yaz mevsimiyle birlikte artan sıcaklık ve güneşin olumsuz etkilerinden, alınacak küçük tedbirlerle korunmanın mümkün olduğunu belirtiyorlar.

İstanbul İl Sağlık Müdür Vekili Mehmet Bakar, özellikle yaşlılar ile kalp ve tansiyon hastalarının, sıcak günlerde efor harcamaktan kaçınmaları gerektiğini söyledi. Kapalı ve havasız yerlerde uzun süre kalınmaması uyarısında bulunan Bakar, kanser hastaları ve kemoterapi görenler ile değişik deri hastalığı olanların güneş ışınlarında korunmaya özellikle dikkat etmesi gerektiğini belirtti.

Bakar, sıcak yaz günleri için şu önerilerde bulundu:

“Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınılmalı ve bu saatlerde uzun süre güneş altında kalınmamalı. Sık sık ılık suyla duş yapılmalı. Açık, renkli bol giysiler giyilmeli ve geniş kenarlı şapka takılmalıdır. Güneşlenmeden veya güneşe çıkmadan önce cilde uygun koruyucu bir güneşkremi sürülmeli. Güneşlenme sonrasında oluşabilecek güneş yanıklarındakesinlikle yoğurt ve benzeri maddeler sürülmemeli, bu durumda soğuk kompres uygulaması yapılmalı.”

Gözlerde ağrılı kızarıklıklar olması durumunda soğuk kompres yapılması ve bir hekime başvurulması gerektiğini belirten Bakar, “Sıcak çarpmalarında kişiler önce serin ve gölge bir yere alınmalı, vücudundaki sıkı giysiler çıkarılarak başı ve vücudu ıslatılmak suretiyle serinletilmelidir. Bilinç bulanıklığı olan hastalar hemen en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir” diye konuştu.

BESLENME ÖNERİLERİ

Vehbi Koç Vakfı (VKV) Amerikan Hastanesi diyetisyenlerinden Zuhal Güler Çelik de, yaz aylarının gelmesiyle vücudun sıvı ihtiyacında artış ve daha az yağlı yemeklere doğru yöneliş başladığını söyledi.

Bu aylarda az az ve sık aralıklarla besin tüketilmesi gerektiğini belirten Çelik, “Bol su için, sebze ve meyve tüketin. Kızartmalardan uzak durun. Et tercihlerinizi de ızgara veya fırında pişirme yöntemleriyle az yağlı olarak tercih edin. Beyaz ekmek yerine kepekli tercih edin” dedi.

Yazın tuz tüketimine de dikkat edilmesini isteyen Çelik, alkollü ve asitli içeceklerden uzak durulmasını gerektiğini vurguladı. Çelik, rehavet oluşumunu önlemek için tatlı tercihlerini daha çok sütlü ve meyveli tatlılar veya meyveden yana kullanmanın da faydalı olacağını bildirdi.

GÖZE DİKKAT

International Hospital göz hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Zeki Büyükyıldız da, ultraviyole ışınlarından korunmak için yaz aylarında güneş gözlüğü kullanılmasını önerdi.

Ultraviyole ve kısa dalga boylu ışınların gözde katarakt ve görme merkezi sorunlarına yol açtığını belirten Doç. Dr. Büyükyıldız, şunları kaydetti:

“Bol güneşli yaz aylarında güneş ışınlarından yeterince yararlanılmalı, ancak uzun süre güneşe maruz kalınmamalıdır. Gözlerimizi güneşin zararlı etkilerinden korumak amacıyla güneşli havalarda ışıktan rahatsız olmasak dahi güneş gözlüğü kullanmalıyız. Güneş gözlüklerini seçerken özellikle kaliteli camları seçmeli ve ultraviyoleden koruyup korumadığına dikkat etmeliyiz.”

Numaralı gözlük ya da kontakt lens kullananlardan da ultraviyoleyi süzen türleri tercih etmelerini isteyen Doç. Dr. Büyükyıldız, “Basit güneş gözlükleri göz sağlığını önemli ölçüde tehdit ediyor. Hatta bu gözlükler renkli camların etkisiyle göz bebeğinin fazla büyümesine neden olduğu için ultraviyole ışınları direkt göze veriyor. Mor ötesi bu ışınlar körlüğe kadar ilerleyebilen hastalıklara yol açabiliyor” diye konuştu.

BİTKİSEL BANYOLAR

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:28 pm

Mantar ve Sivilcelere Karşı Banyo: Çok ince kıyılan mercan köşk saplarından 100 g. bir kaba konduktan sonra üzerine 2 It. kaynar su dökülür ve 30 dakika bekletilir.

Haşlama süzüldükten sonra elde edilen mayi, banyo yapılacak kaba (küvet) boşaltılır. Banyo suyunun 37° hararet de olması lazımdır. Banyo kabı kâfi derecede doldurulur, Banyo müddeti 30 dakikadır.

Ayakların Yumuşatılması İçin Banyo: Sıcak su ile dolu kap içerisine 100 g. deniz tuzu ve 500 g. at kestanesi haşlaması ilave edilir. Banyo müddeti 30 dakikadır. Banyodan sonra ayaklar ispirtolu kâfur ve zeytinyağı ile ovuşturulur. Banyo, nasırlaşmış, ayaklara tavsiye edilir.

Ayaklarda Yorgunluk ve Terlemeyi Giderecek Banyo: Meşe kabuğundan elde edilen (yukarıda yazıldığı gibi) haşlama ve deniz tuzu ilavesiyle 37° sıcaklıkta su ile her gün banyo yapılır, sonra ayaklara zeytin yağı ile mesaj yapılır.

Soğuk Ayaklara Banyo: Ayaklar sıcak (dayanılacak kadar) suda 2 dakika tutulduktan sonra çıkarılır ve hemen soğuk suya sokulur. 10 saniye tutulduktan sonra çıkarılır. Bu işlem 5 defa tekrarlanır. Banyo suyuna yemişken çiçeği katılırsa (50 g. yemişken çiçeği 1 litre su ile 10 dakika kaynatılır) yararlıdır.

Yüze Yapılan Buharlı Banyolar: Bu banyo, cilt bünyesine göre çeşitli bitkilerden yapılır. Kuru, nazik, hassas ve kolayca iltihaplanabilecek ciltlerde eşit miktarda oğulotu, dereotu, lavanta çiçeği, papatya, aynı safa çiçeği ve öksürükotu karışımı kullanılır. Yağlı, ve aşırı terleyen ciltlere de yine eşit miktarda biberiye, papatya, ıhlamur çiçeği, nane yaprakları, meşe kabuğu, atkestanesi meyveleri, söğüt ve huş ağacı yaprakları karışımı çok etkilidir. Sarı, solgun ve yorgun ciltlere de kâfur, lavanta çiçeği ve oğulotu karışımı tavsiye edilir.

Geniş bir kap içerisine 1 çorba kaşığı ilave edilir, üzerine su konarak kaynatılır. Su buharlaşmaya başlayınca yüz 20 cm. kadar aralıkla buhara tutulur. Baş bir havlu ile örtülür. Bu banyo 15 dakika kadar devam eder. Sonra yüz soğuk su ile yıkanıp, bitki losyonu ile ovuşturulur ve bitkisel maske konur. (üst yazılara bakınız.)

Yüze tatbik edilen banyolar kolay ve yararlıdır. Haftada bir defa yapılmalıdır. Yüze güzellik, tazelik, canlılık verir, yüzdeki siyah lekeleri, göze çarpan beyaz taneleri vs. yok eder.

BİLGİSAYAR BAŞINDA HAREKETSİZ KALMAYIN

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:27 pm

Zamanının çoğunu hiç hareket etmeden bilgisayar başında geçiren pek çok kişi, akciğer embolisi, yani akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması tehlikesi ile karşı karşıya.

Şişmanlar, gebeler, doğum kontrol hapı kullananlar, sigara tiryakileri, varisleri olanlar, kalp hastaları ve yakın zaman önce ameliyat geçirmiş kişilerde pıhtı oluşma riski ise çok daha yüksek. Akciğer embolisinin, akciğer damarlarının bir kan pıhtısı ile tıkanmasına bağlı olarak gelişen bir tablo olduğunu açıklayan uzmanlar, pıhtının kaynağının çoğu zaman bacakların derin toplardamarları olduğunu belirtiyor.

Bacak toplardamarlarında pıhtı oluşumuna ise üç önemli faktör neden oluyor; kanın damarlarda birikmesi, damar duvarının zedelenmesi ve kanın koyulaşması. Uzmanların verdikleri bilgiye göre, uzun süre hareket etmeden oturmak, kan akımının yavaşlamasına ve kanın bacak toplardamarlarında birikmesine neden oluyor. Hem uzun süre oturmak hem de bacakları sarkıtmak, toplardamarlardaki kan akımının yavaşlaşmasına ve pıhtı oluşumuna zemin hazırlıyor.

Bacak damarlarında oluşan pıhtılar buradan koparak akciğer damarlarını tıkıyor ve akciğer embolisi adı verilen hastalığa neden oluyor. Bu duruma kolaylaştırıcı risk faktörleri de eklendiğinde, pıhtı oluşumu kaçınılmaz oluyor. Uzmanlar; şişmanlar, gebeler, doğum kontrol hapı kullananlar, sigara tiryakileri, varisleri olanlar, kalp hastaları ve yakın zaman önce ameliyat geçirmiş kişilerde pıhtı oluşma riskinin çok daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Akciğer embolisinin belirtilerinin, tıkanan akciğer damarının büyüklüğüne göre farklılık gösterdiğine işaret eden uzmanlar, pıhtı çok büyük ise kişinin aniden fenalaşıp daha ne olduğu anlaşılamadan ölebileceğini bildiriyor.

Daha küçük pıhtılar ise ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, öksürük, öksürükle kan tükürülmesi, çarpıntı, ateş, sıkıntı hissi gibi değişik belirtilere neden oluyor. Akciğer embolisinin kesin tanısı için; akciğer röntgeni, sintigrafi, spiral tomografisi, kanda D- dimer yüksekliği, bacak toplardamar ultrasonografisi gibi tanı yöntemlerinden yararlanılıyor. Uzmanlar, zamanlarının çoğunu bilgisayar başında geçirenlerin şu önerileri dikkate almaları durumunda bu ciddi tehlikeyi azaltabileceklerini bildiriyor: “Bilgisayar karşısında uzun süre hareket etmeden oturmayın, arada kalkıp dolaşın. Kan dolaşımını arttırmak için, bacak kaslarına zaman zaman masaj yapın veya bacaklarınızı 5-10 saniye süre ile gerip gevşetin.

Oturduğunuz zaman bacaklarınızı sarkıtmayın, yükseğe koyun. Çok sıkı çoraplar giymeyin ve jartiyer kullanmayın. Düzenli olarak yürüyüş ve egzersiz yapın. Bol sıvı alın. Sigara, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durun”.

GÖĞÜSLER İÇİN EGZERSİZ

Filed under:Uncategorized — posted by on @ 5:27 pm

Göğüsler yağ dokusu ve göğüs bezlerinden oluşur. Bu nedenle göğüs ölçünüz, depolanan yağ miktarıyla doğru orantılıdır. Bunun yanı sıra, ağırlığınız, yaşınız ve genetik faktörler de göğüs ölçünüze etkileyen unsurlar arasındadır.

Egzersizle bu faktörleri değiştiremezsiniz tabii ki. Ancak egzersiz sayesinde daha sıkı ve diri göğüslere sahip olabilirsiniz.

Bu egzersizlerle, göğüslerinizin altında bulunan pektoral kasları çalıştırıyor olacaksınız. Bu kasları çalıştırdığınız takdirde, hem göğüslerinizde hem de vücut duruşunuzdaki gelişmeye kendiniz de inanamayacaksınız.

Başlangıç olarak, egzersizleri haftada 3 kez yapın. Sabah işe gitmeden, ya da vaktiniz olmuyorsa akşam yapabilirsiniz. Çalıştığınız günleri değiştirerek çalışın ve daha sonra her gün de çalışabilirsiniz. Böylece kaslarınız daha çabuk güçlenir. Herhangi bir sakatlanma riskinden kaçınmak için dikkatlice okuyup uygulayın.

Egzersiz - I

Bacaklarınızı kalça genişliğinde açarak durun. Bacaklarınız dizlerden hafifçe kırık olmalıdır.

Her iki elinize de birer dambıl alın. Eğer dambılınız yoksa, 500 ml lik su dolu şişeleri de kullanabilirsiniz. Ağırlık kullanıyorsanız, 1-2 kiloluk hafif ağırlıkları tercih edin. Kollarınızı, omuz hizasında, düz bir şekilde öne doğru uzatın ve 2 saniye kadar pozisyonu koruyun.

Kollarınızın rahat olmasına, çok gergin olmamasına dikkat edin.

Başlangıç pozisyonuna dönün.

10 tekrardan oluşan 2 set yapın.

Egzersiz - II

Yüzüstü yere uzanın. Bacaklarınız bitişik ve düz olsun. Dirseklerinizi omuzlarınızın altına gelecek şekilde yerleştirin ve kollarınızın alt kısmıyla yerden destek alın. Ellerinizi kenetleyin.

Vücudunuzu başınızdan topuklarınıza kadar düz tutarak yavaşça yerden kaldırın.

Vücudunuz, dirsekleriniz, kollarınızın alt kısımları ve ayak parmaklarınızla düz bir hat oluşturmalı. Bu arada karın kaslarınızı da içeri çekmeyi unutmayın.

Başınızı dik tutun. Başlangıç pozisyonuna geri dönün.

10 tekrar yapın. Zaman içerisinde bunu kademeli olarak 20 ye çıkarın.


next page


image: detail of installation by Bronwyn Lace

turkiye haberleri MALAKONLiNE Besiktas,carsi,bjk teknoloji haber yasam haber yasin suresi emlak haber Fal spinning virtual-offices-serviced-offices-istanbul-turkey siyaset mirc mirc sohbet sohbet odalari mirc indir haber ithal guney afrika komuru Lida rss haber mp3 indir KiralIk Emlak NBA psikolog teknoloji haberleri NBA mp3 burc uyumlari, BURc UYUMLARI istanbul evden eve nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat chat odalari sohbet mirc indir eschat spor dunyadan haberler BOsANMA,NAFAKA,TAZMiNAT,VEALAYET fener SEKS HiKAYELERi modifiyeli arabalar sanat haberleri icatlar fx15 spor haber carnival cruises haber ekle kisa mesajlar cheats cheat and codes notebook laptop dizustu driver surucu acer hp ek gelir bugun Denizli haber,denizli,Denizli haberler,denizlispor ekonomi haber istanbul flat hunter film divx mp4 download indir nakliyat kiralik ucak kiralik ucak lazer epilasyon iskenderun estetistanbul.com yemek tarifleri sanal market YOUPORN,YOUTUBE,PROXY promosyon tisort medical t-shirt haber evden eve nakliyat evden eve hakan kanser tedavi kizmsnleri kiz msnleri msn bul bayan mesene www.incikozmetik.com ucak bileti tisort promosyon Oyun Oyna cx5 Domain Register ME Domain Register ME